Bugün, 4 Nisan 2025 Cuma

Dünya Su Gününde İçme Suyu Sorunumuz!

Dünya Su Gününde İçme Suyu Sorunumuz!

ISPARTA 21.03.2025 14:32:00 0
Dünya Su Gününde İçme Suyu Sorunumuz!

Su, hayat verir, arındırır. Bu iki temel nitelik ona yüksek sembolik değer ve kutsallık katar. Burdur’un Gölleri, yöreye verilen en büyük nimettir. Kuş uçmayan, kervan göçmeyen yerde yaşanır mı?

Dünyadaki her insanın temiz ve güvenli suya erişimi bir insan hakkıdır. Dünyada ve ülkemizde sağlıklı ve huzurlu yaşam ancak temiz ve güvenli suya erişimle sağlanabilecektir. 22 Mart Dünya Su Günü, tatlı su kaynaklarının önemine dikkati çekmek ve bu kaynakların sürdürülebilir yönetimine odaklanılmasını sağlamak için 33 yıldır her yıl temiz suya erişimi olmayan bu yıl sayıları 3.8 milyarı bulan insanın farkındalığını artırmak için düzenleniyorsa da su ve su sağlığı krizi giderek artmakta. 

İÇME SUYU; KOKUSUZ, RENSİZ

BERRAK VE İÇİMİ HOŞ OLMALIDIR

Dünyadaki her insanın hayatta kalmak için içme suyuna ihtiyacı olduğu ve suyun birçok zararlı bileşenler içerebileceği bilinmektedir, fakat bununda bir sınırı vardır. 

Sağlıklı su nasıl olmalıdır? “İnsan sağlığına zararlı olabilecek mikroorganizmaları ve kimyasalları içermeyen aynı zamanda sağlık için gerekli mineralleri yeterli ve dengeli miktarda içeren renksiz, kokusuz (klor vb. koku olmamalı) berrak, içimi hoş olan su SAĞLIKLI SUDUR.

İçme suyu; fenoller (zayıf asitler), yağlar gibi suya kötü koku ve tat veren maddeler, hastalık yapıcı mikroorganizmalar içermemelidir. Yeterli derecede yumuşak olmalıdır. Hidrojen sülfür, demir ve mangan gibi elementleri ihtiva etmemelidir. Suda sağlığa zararlı kimyasal maddeler bulunmamalıdır. (SDÜ SU Enstitüsü)”

KAYNAK ÖNCELİK!

Su temininde ve verimliliğinde temel prensip, suyun kaynaktan çekilmesi, arıtılması, şebekeye iletilmesi, sağlıklı- içilebilecek kaliteli ve istenilen miktarda suyun zamanında kullanıcılara iletilmesidir. Bu sebeple, kaynaktan son kullanıcıya kadar olan her aşamada su kayıplarının- varsa kalite sorunun önüne geçilmesi, arızaların en az seviyeye indirilmesi ve işletme verimliliğinin sağlanması son derece önemlidir

Isparta il merkezi ve göl havzasındaki birçok yerleşim alanı Eğirdir Gölü’nden belirli oranda içme suyu almaktadır. Eğirdir Gölü’nün su kirliliği neredeyse 20 yıla yakındır gündemde. Yapılan açıklamalarda daha çok “hiçbir şey yok gölün suyu arıtmadan dahi içilebilir” vb. açıklalar hep gündemde yer alırken, bilim insanlarının çözüm önerilerinin göz ardı edilmeseydi, bugün havzada kesinlikle çeşitli renklerde akan, bulanık suların musluklardan verilmemesi durumu yaşanmazdı. Gölün suyun koktuğu yıllar öncesinden bilinendi. Son birkaç aydır göl havzasındaki yerleşim alanlarında musluklardan akan çeşitli renkteki musluk suları, evlerdeki su arıtma filtrelerde biriken peltemsi yapı ve kum birikimlerinin önlenmesinin yetersiz kalması (sürekli büyük masraf oluşturması), suyun içilemez, yemek yapılamaz bir duruma getirmesinin yanı sıra çamaşır, bulaşık vb temizlik ve mutfak kullanım araçlarında ciddi sorunlar oluşturduğu bilinmektedir.

EĞİRDİR GÖLÜ “SALYALAŞTI ( MÜSİLAJ)”!

Eğirdir Gölü’nün kirliliğinin en önemli nedenlerinin başında yıllardır her türlü evsel, tarım ve sanayinin atıklarının yanı sıra dolgu, kimyasal maddelerle, göldeki organik madde birikintilerinin reaksiyonlarının sonucunda göl dip çamuru ve suyunda ağır metallerin, bulanıklığın, askıda katı maddelerin artığı ve bunun olumsuz sonuçlar yaratabileceğini ve de su seviyesinin azalmasıyla birlikte suyun çözücülük özelliğinin kaybolacağını ( Bilimsel beyanlar- basın açıklamalarıyla-Tübitak Raporlar vb)ve bu tür suların mutlaka ileri arıtım sistemleriyle arıtılması gerektiğini yıllarca dile getirdik. Göl suyunun son yıllarda peltemsi yapıyla kaplanıp, mavi-yeşil alg artışıyla adeta denizlerdeki “müsilaja” benzer oluşumların meydana gelmesi, koku ve kirliliğin aşırı oranda artığını bunun nasıl çözümleneceği hakkında çok sayıda açıklamamalar yapılmasına rağmen, gerekli bilimsel önlemlerin yerine getirilmemesi bugün musluklardan akan suyun bu halde olmasının nedenleridir. Gölde dip temizliği (her alanında ve bilimsel metotlarla) yapılmadıkça, göle atık ve atıksu bırakmaktan vazgeçilmedikçe ve gölden aşırı su alımına son verilmedikçe gölün suyunun renginin ve istenilmeyen kalitesinin iyileşmesi mümkün değildir. 

GÖLÜN, POYRAZI-DALGASI DAHA 

ÖNCELERİ ÇOK DAHA GÜÇLÜYDÜ!

Musluklardan akan suyun, sadece gölün su seviyesini azalması, gölün yıllardır var olan poyrazına ve dalgalanmasına bağlamak sadece sonuçtur. Asıl yapılması gereken yıllardır bilim insanlarının sesini, gölün feryadını-tepkisini görüp, nedenleri düzeltmekten geçmektedir. Sonuçla değil nedeni çözümlemek gerekirdi!

Bu tür dip suları elbette kullanma suyu olarak kullanılabilir ama, musluklara bu renkte verilmeden önce Sularda bulunan kirleticiler ileri arıtma sistemleri olan fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak giderilir-Ön Arıtım Yöntemleri -Fizikokimyasal Arıtım Yöntemleri -Biyolojik Arıtma Sistemleri -İleri Arıtım Yöntemler kurulmadan-düzenlenmeden, dip çamuru temizlenmeden Eğirdir Gölü’nün suyu içme kullanma suyu olarak verilmemelidir. Eğirdir Gölü’nün suyu gibi özelliklere sahip sular sadece klorlama ve çok tehlike oluşturabilecek kimyasal maddeler kullanılmamalıdır.

EĞİRDİR GÖLÜ GİBİ SULARDA BULUNAN KİRLETİCİLER, FİZİKSEL 

(Mekanik), KİMYASAL ve BİYOLOJİK YÖNTEMLERLE DE GİDERİLİR.

Eğirdir Gölü dip suları atık su özelliğindedir.  İçtiğimiz, gıda ürettiğimiz su kaynağına aynı zamanda atık alanı olarak değerlendirilmenin üzücü sonuçları yaşanmakta. Göl suyu, mutlaka bilimsel teknolojik yöntemlerle arıtılmalıdır. Bu amaçla; İleri arıtma sistemleri tek başına değil, Mekanik, Kimyasal ve Biyolojik arıtması üçlüsüyle gerçekleştirilir. Mekanik arıtmada kaba maddeler ızgarada, kanala gelen kum, kum tutucuda, çökebilen maddeler de çökeltim havuzunda atık sudan ayırt edilir. Endüstri atık sularının arıtılmasında yüzdürme (flotasyon) bu kademede yapılır. Debi ölçümleri de mekanik arıtma kademesinde dengeleme havuzu aracılığı ile yapılır.

*Kirli sularda Başlıca kimyasal arıtma işlemleri: sadece ilaçlamayla değil, Nötralizayon, Pıhtılaştırma-Yumaklaştırma, Yüzdürme (Flotasyon) , Kimyasal Oksidasyon, Kimyasal Çöktürme, İyon Değiştirme şeklindeki ileri arıtma sistemleriyle olur.

*Bu tür sularda arıtmada kullanılan ileri sistemde (cihaz);  , biyolojik arıtma işlemi askıda (kollodial) ve çözünmüş organik maddelerin giderilmesi için en uygun yöntemdir. Biyolojik arıtma ile karbonlu maddelerin giderimi ve organik içeriğin azaltılması çeşitli mikroorganizmaların yaşamsal aktivitelerinden faydalanılarak gerçekleştirilir. 

   Bu üçlü yöntem ve daha da gelişmiş olanları (şişelenmiş sularda kullanılan teknoloji) kaynakta önemli yatırımlar yapmak suretiyle yerine getirildiğinde suyun güvenirliliği artar, şişelenmiş sudan, bireysel filtre sistemlerinden, toplum sağlığında, üretimde önemli güvence ve girdilere neden olur.

SUYU KORURSAK, SAĞLIĞIMIZI,

EKONOMİYİ, GELECEĞİ KORURUZ… 

Yaşamdaki temel önceliğimiz sağlıklı suya ulaşmaktır. Su her şeye değmektedir o nedenle vazgeçilmez, yerine başka bir şeyin konulamayan temel doğa ürünüdür. Vücudumuzun, yediğimiz, içtiğimizin, dünyanın % 10-40-70-90 su. Suyun hali neyde dünyanın da hali, geleceği, sağlığı odur. Dünyada ve ülkemizde de temiz su sorunu yaşanmaktadır. Çözümü evlere bireysel filtreler (ne olduğu ve temizlik koşulları yerine getirilmeyen, suyu saflaştıran, talimatlarına uymayacağımız) takmak olmamalıdır. Suya yatırım yaparak kaynaktan alınan sulara; İleri teknolojiyle çeşitli arıtma yöntemleri ile temiz su ve atıksu arıtma süreçlerini geliştirmek mümkündür. Mutlaka; filtrasyon, adsorpsiyon, biyolojik arıtma, kimyasal arıtma ve ters ozmoz gibi yöntemler, suyun kalitesini ve kullanılabilirliğini artırarak daha sağlıklı ve çevre dostu bir yaşam alanı sağlamaktadır. Bu yöntemlerin uygulanması, su kaynaklarının verimli kullanılması ve gelecek nesillere temiz su bırakılması açısından büyük önem taşımaktadır.

 KENTSEL SU KULLANIMINDAKİ 

DARBOĞAZLAR – SORUNLAR AŞILMALI!

*Çoğu belediyenin mevcut altyapılarının eskimiş olması, yeterli ve düzenli bakım onarım yapılmaması, su temin ve dağıtım sistemlerinde su kaybının çok yüksek olması 

* İçme suyuyla, tarım yapılması, park-bahçe-sokak- sulama, araba ve her türlü temizlikte kullanılmaması 

*Suyun verimli kullanımını zorlayıcı-teşvik edici yasal düzenleme yetersizliği-eksikliği. Suyun yönetimi ve dağıtımında çok yetkilin olması, su verimliliği çalışmalarında koordinasyon eksikliğine neden olmaktadır. Su yönetimi konusunda tek ve merkezi bir yapının olmaması, Çözüm, SU KANUNU. 

* Kullanılmış suların arıtılarak yeniden kullanılması başta olmak üzere suyun verimli kullanılmasına yönelik teşviklerin ve yasal düzenlemelerin yetersizliği. 

* Belediyelerin içme ve kullanma su yönetimine ilişkin bütüncül planlama eksikliği.  Su kayıplarına ilişkin raporlamaların düzenli ve yeterli olmaması. 

* İçme suyu hizmetlerinde finansal kaynak yetersizliği. Su kullanımına yönelik ölçüm, izleme ve denetim yetersizliği. İçme suyu sistemlerinde kurumsal ve teknik kapasite (uzman personel, otomasyon, vb.) eksikliği.

* Belediyelerin ve su ve kanalizasyon idarelerinin yapılanmalarındaki eksiklikler. İçme-kullanma suyu dağıtım sistemlerinde kayıpların azaltılmasına yönelik izole alt bölge oluşturulması, basınç yönetimi, hidrolik modelleme vb. uygulamaların yeterince yaygınlaştırılamaması

* Su ve atıksu sistemlerine ilişkin güncel ve bütüncül veri eksikliği. 

* Tarımsal su temin sisteminin iyileştirilmesi ve çeşitlendirilmesi (Yerel toplulukların tarımsal üretkenliğini ve iklim direncini artırmak için merkezi olmayan yağmur suyu toplama ve depolama sistemleriyle, kentsel atık suyun arıtılması ve tarım için yeniden kullanılması için yatırımların teşvik edilmesi), hususları tarımda suyun verimli kullanılmasında uygulanabilecek politika araçları olarak değerlendirilmektedir. Sulama sistemlerinin modernize edilmesi (Sulama suyu verimliliğinin artırılması için sulama sistemlerinin daha verimli ve çevreye daha az zarar verecek şekilde modernize edilmesi).

* Yerel yönetimlerde, içme-kullanma suyu temin ve dağıtım sistemlerindeki su kayıpları konusunda yeterli farkındalık olmaması, kayıpların önlenmesi yerine yeni su kaynakları arayışına gidilmesi.

 * Mevzuatta su kayıp hedefleri olmasına rağmen caydırıcı nitelikte yaptırımların bulunmaması.

* Ölçüm ve izleme sistemlerinin geliştirilmesi. Yağmur Suyu Hasadı Yağmur hasadı, yağmur suyunun tutularak yeryüzünde, yer altında, toprakta veya depolarda biriktirilmesi yöntemidir. Bu uygulama su hasadı, su çayırları, su tutma bahçeleri, yağmur bahçeleri ve mikro biyolojik tutma alanları olarak farklı şekillerde isimlendirilmektedir

SUYUN DEĞERİ; FİYANI ARTIRMAKLA 

DEĞİL; KALİTESİNİ ARTIRMAKLA OLUR! 

Unutulmamalıdır ki; Uluslar arası insan hakları ve uluslararası hukuk organları, Suyun insan yaşamının sürmesi için zorunlu unsurlardan biri olup, yaşamın ayrılmaz, bütünleyici bir parçası olduğunu kabul etmektedir. Temel bir insan hakkı olan suyun değeri korunmasıyla, halka sağlıkla ulaştırılmasıyla atar. Suya zam yapmakla, suya fiyat biçmekle ne suyun değeri artar ne de su tasarrufu yapılır. 

Erişilebilir tatlı su miktarı, dünyadaki toplam suyun %1’inden bile az.

    Su, hem günümüz için hem de gelecek nesiller adına her türlü zararlı madde, kirletici ve tehlikelerden korunması gereken en önemli doğal varlıklardan biridir. Dünyadaki su oranının %70 olması, yıllardır su bakışımızda onun tükenmez bir kaynak olduğunu düşünmemize neden olmuştur. Oysa, dünyadaki suyun %3 tatlı su olup, bunun üçte ikisi donmuş buzullarda saklıdır.  Dünya üzerindeki mevcut tatlı su kaynaklarının ihtiyaçları karşılayamayacak hale gelmesi üzerine tatlı su kaynaklarını (akarsular) paylaşan devletler arasında yaşanan soruna da “su sorunu” denir. Bu bakımdan ülkemizin doğası-konumu stratejik öneme sahiptir. Yıllardır, bizim suyun tükenmez bir kaynak olduğu düşüncesine kapılmamıza neden olmaktaysa da, içtiğimiz, temizlik yaptığımız, tarlamızı suladığımız tatlı su %1’lik oranıyla inanılmaz derecede nadirdir durumdadır. 

  Tatlı su kaynaklarının aşırı oranda çekilmesi sonucu  artan su krizi, sosyal ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliğini tehdit eden en önemli nedenlerin başında gelmektedir. 

DÜNYA’NIN YARISINA YAKIN ÜLKE SU KITLIĞI YAŞAMAKTA!

SU; YEREL DEĞİL, KÜRESEL BİR KAYNAKTIR. 

   Dünyayı tehdit eden en büyük risk faktörü varlığı önemsenmeyen su olmaktadır. Canlıların, gıda üretiminin temel ihtiyacı olan su talebinin, var olan mevcut su miktarı aşması sonucu oluşan “su kıtlığı” yaşamımızın en önemli bir parçası haline gelmiştir.   Su stresi, su kaynaklarının yetersizliği nedeniyle ekosistemlerin zarar görmesi, ekonomik kalkınmanın yavaşlaması ve insan sağlığı, gıda güvenliği ve enerji üretimi konularında sıkıntılar yaşanmasına neden olmaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte neredeyse her şeyin üretiminde suya gerek duyulmakta. Bu üretimde göre farklılık gösteren tarımda su kullanımı %70 -80-90 arasında değişmesinin yanı sıra, Sanayide su kullanımı %18-11,7, evsel kullanımlarda %12-9-3’ lere ulaşmaktadır.

İÇME SUYU SORUNU ÇEKİYORSAN; BUNUN NEDENİ; KURAKLIK VE İKLİM 

KRİZİ DEĞİLDİR SORUNUN NEDENİ, SU BÜTÇESİNİ KORUYAMAMAK

   Yıllardır belirtiğimiz gibi su kaynaklarının bolluğuna güvenerek, suyun bütçesini koruyamayan ülkeler, bugün kendilerinin su kıtlığı çekmesine neden olmanın yanı sıra diğer ülkelerinde su kıtlığına neden olmaktadır. Su yerel değil, küresel bir kaynaktır. Suyumuza göre yaşamımızı düzenlememek arz ve talep dengesinin sapmasına neden olmaktadır. Suyun aşırı kirletilmesi, ekosistem kayıpları, sera gazlarının salınımındaki artış, suyun tekrar kullanımıyla ilgili ileri teknolojilerin sisteme dahil edilmemesi kısacası altyapısal sorunların giderilememesi, sürekli geri dönüşebilen, yaşamın şartı olan suyun dünyadaki çevrimine engel olunmasıyla, dünyanın en yenilene kaynağı olan suyun azalmasına- yaşamsal kuraklığa neden ol neden olunmaktadır.   Bu nedenle bir yerde yerel sorunlar oluşturan kuraklık zaman içerisinde o ülkede kalmayıp, “pandemi” gibi birden fazla ülkede veya kıtada, çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgına dönüşen bir tehlikedir. Günümüzde, Dünyanın neredeyse her bölgesinde su sorunu var ve gerekli bilimsel önlemler alınmadığında su stresinin giderek artacağı, ekosistemlere zarar vereceği, ekonomik kalkınmayı yavaşlatacağı   insan ve diğer canlılarında   sağlığı, gıda güvenliği ve enerji üretimi konularında ciddi sıkıntılar oluşturacağı ve de   dünya nüfusunun yarısından fazlasının su sıkıntısı çekeceği ön görülüyor. 

Su tükenmez bir kaynak değildir, doğanın denge ve döngüsünü korumaz, suyla ilgili arz talebin sağlanamaması sonucu çok aşırı su tüketimi, ikliminde değişmesine neden olmaktadır. Son yıllarda yaşadığımız ve giderek artan yoğun-kararsız yağmurlar, seller bizleri yanıltmasın, kuraklık yağışların az olmasının yanı sıra mevsimsel düzensiz yağışlarla da bağlantılıdır. 

Ülkemizde yıllardır gündemde olan suyun yönetiminde otorite sayısını en aza indirilmesini de öngören “Su Kanunu” onaylanmalıdır. Yıllarca tasarruflu- verimli kullanmadığımız su, bugün bize çok acı- ödenemeyecek bir bedel-fatura olarak geri dönmektedir. 

 Saygılarımla Dr. Erol KESİCİ

Anahtar Kelimeler: Dünya Gününde Sorunumuz!
Cuma 11.3 ° / 5.5 °
Cumartesi 11.5 ° / 4.8 °
Pazar 10.8 ° / 3.4 °