Mescid-i Aksa’nın Kapatılmasına Sert Tepki
Mescid-i Aksa’nın Kapatılmasına Sert Tepki
Isparta Filistin’e Destek Platformu tarafından ‘Filistin ve Gazze’nin yanındayız’ etkinliği düzenlendi. Yüzlerce kişinin katıldığı etkinlikte okunan basın açıklamasında, katil İsrail’in Filistin ve Gazze’ye saldırıları şiddetle kınanarak, saldırıların bir an önce sona erdirilmesi çağrısında bulunuldu.
Katil Sürüsü İsrail’in çeşitli ülkelere kanun ve hukuk tanımaz saldırıları tüm hızıyla sürüyor. Katil sürüsü devletin Filistin’den sonra şimdi de İran’a saldırmasını kendini medeniyetin beşiği olarak adlandırılan Avrupa Ülkeleri tarafından maç izlenir gibi izlenirken, sadece Türkiye, sorunun çözümü için çalışıyor.
ISPARTA GAZZE İÇİN AYAKTA
Katil sürüsü devlet İsrailin Filistin ve Gazze’de yüzbinlerce insanı katletmesi ve halen daha bu saldırılarını sürdürmesi dün Isparta’da yapılan basın açıklamasıyla şiddetle kınandı. Dün ikindi namazına müteakip Mimar Sinan Cami önünde bir araya gelen Isparta Filistin’e Destek Platformu üyeleri katil sürüsü israile sert tepki gösterdi.
ARSLAN; “TÜM DÜNYA KATİL İSRAİLİN
YAPTIKLARINA SEYİRCİ KALIYOR”
Platform adına basın açıklamasını Ensar Vakfı Isparta Şubesi Başkanı Salih Arslan okudu. Söz konusu basın açıklamasında şöyle denildi; “Hamd zulmün ebedi olmadığını ,sabırla , hakikat mücadelesinin kurtuluşun anahtarı olduğunu bildiren Allahadır. Salat ve selam mü’minler bir beden gibidir buyurarak bize bir ve beraber olmayı öğütleyen efendimiz HZ Muhammet Sallahü aleyhi ve sellemedir. Haksızlığa sessiz kalmayan VİCDAN SAHİPLERİ ve tüm Kudüs SEVDALILARI Bu gün burada sadece kınama mesajı yayınlamak için değil insanlığın ortak mirasına ,inanç özgürlüğüne ve uluslar arası hukukun temel taşlarına vurulan baltayı deşifre için toplandık. İslam dünyasının Kalbi kanıyor ilk kıblemize zincirler vuruluyor ve modern dünya tarihin en büyük inanç ve yaşam hakkı ihlaline küresel bir şantaj sarmalının gölgesinde seyirci kalıyor
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nden Cenevre Sözleşmeleri'ne kadar tüm uluslararası metinler şunu açıkça taahhüt eder.
Her birey, ibadet etme ve dini vecibelerini yerine getirme hakkına sahiptir. İbadethaneler, savaşın en kanlı anında bile dokunulmazlığı olan mukaddes mekânlardır.
“KATİL SÜRÜSÜ İSRAİL
SEN KİMİN KÖPEĞİSİN?”
İşgalci israil rejimi, yaklaşık 3 haftadır Mescid-i Aksa'nın kapıları asıl sahibi olan Müslümanlara tamamen kapatmış durumdadır. Kudüs Valiliği ve Filistinli yetkililerin de vurguladığı üzere, bu denli uzun süreli ve kapsamlı bir kapatma dalgası 1967'den bu yana ilk kez yaşanmakta ve son derece tehlikeli bir emsal teşkil etmektedir. Ramazan ayında , maneviyatın en zirve yaptığı günlerde Mescid-i Aksa'nın kapılarına kilit vurulması, namaz kılanların darp edilmesi ve Harem-i Şerif'in postallarla çiğnenmesi, sadece Müslümanlara değil, tüm insanlığın ortak hukuki ve ahlaki değerlerine karşı girişilmiş bir terör eylemidir. İbadeti yasaklayarak bir halkın ruhunu hapsetmeye çalışan bu girişim, insanlık tarihinin kara sayfalarına bir utanç vesikası olarak geçecektir." Kudüs'te ibadet hakkını gasp eden el ile Gazze'de çocukların üzerine tonluk bombalar yağdıran elin aynı kirli merkezden komuta edildiğini biliyoruz.
“ABD VE İSRAİL HELAK OLACAKSINIZ”
"Gazze'de katliamlar artık hiçbir sınır, hiçbir kural ve hiçbir insani değer tanımamaktadır. Şehit sayısı 72 bini aşmış, şehirler devasa birer enkaz yığınına ve çocuk mezarlığına dönüştürülmüştür. İsrail, sadece modern silahlarla değil; suyu keserek, gıdayı engelleyerek ve hastaneleri kasten yerle bir ederek bir halkı topyekûn yok etmeyi amaçlayan sistematik bir 'açlık soykırımı' yürütmektedir.
Bebeklerin açlıktan öldüğü, ameliyatların anestezi olmadan yapıldığı bir dünyada, İsrail'in bu pervasızlığına dur demeyen her güç, bu soykırımın suç ortağıdır. Gazze direnişi, sadece bir toprak parçasının değil, insanlık onurunun son kalesidir. Zulüm çemberi sadece Filistin topraklarıyla sınırlı kalmamakta, tüm coğrafyamızı bir ateş çemberine almaktadır. ABD ile israiln şubat ayında başlattığı ve İran topraklarını hedef alan doğrudan hava saldırıları, bölgeyi geri dönülemez bir felaketin eşiğine sürüklemiştir. Emperyalist güçlerin 'demokrasi getirme' masalı adı altında yürüttüğü bu saldırılar, aslında İsrail'in bölgedeki 'büyük israil' hayallerine alan açma stratejisinden başka bir şey değildir. ABD ve israilin ayrıca ekonomik çıkarları uğruna yürüttüğü bu sömürü politikaları, masum insanların hayatına mal olan ağır katliamlarla sonuçlanıyor. Enerji kaynakları için dökülen bu kan ve gözyaşı, bölge halklarını derin bir acıya mahkûm ediyor."
“İSRAİL, FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİN BAYRAM NAMAZI KILMASINI
ENGELLEYECEK KADAR ŞEREFTEN YOKSUN İNSAN TOPLULUĞUDUR”
Ortadoğu'yu bir barut fıçısına çeviren bu müdahaleci politikaların bölge halklarını birbirine kırdırmayı ve sömürü düzenini ebedi kılmayı amaçlamaktadır. Bizler biliyoruz ki; Bağdat'ta, Şam'da, Tahran'da veya Gazze'de patlayan her bomba, başta insanlığı olmak üzere İslam coğrafyasının birliğini ve beraberliğini hedef alan aynı kirli aklın ürünüdür. Bugün Gazze'de bebekler katledilirken, Mescid-i Aksa'nın kapılarına kilit vurulurken Batı dünyasının takındığı bu sağır edici sessizlik, tesadüfi bir dış politika tercihi değildir.
ABD'den Avrupa'ya, İsrail'in en üst düzey istihbarat ağlarına kadar uzanan Epstein Dosyaları, küresel sistemin nasıl bir şantaj ve kirli ilişkiler ağıyla esir alındığını açıkça afişe etmektedir. Kendi halklarına 'demokrasi ve insan hakları' dersi verenlerin, çocuk istismarı ve karanlık sırlar üzerinden kurulan bu ağlarda nasıl rehin alındıklarını ibretle izliyoruz. Bu dosyalar, israilin her türlü hukuksuzluğuna karşı Batılı liderlerin neden üç maymunu oynadığının, neden soykırımı durdurmak yerine katliama silah taşıdığının en somut cevabıdır. Kirli dosyalarla elleri kolları bağlanmış, iradeleri teslim alınmış olanlar, Filistinli mazlumların hakkını savunamazlar. Onların sessizliği vicdanlarından değil, kapalı kapılar ardındaki utanç verici bağımlılıklarındandır. Bu kirli tezgâhı bozacak olan tek güç, halkların feraseti ve onurlu duruşudur."
"MESCİD-İ AKSA ÖZGÜRLEŞENE, KÜRESEL
ÇETE DÜZENİ YERLE BİR OLANA DEK SUSMAYACAĞIZ"
Mescid-i Aksa özgürleşene kadar durmayacağız. "Buradan tüm dünyaya bir kez daha gür bir sesle haykırıyoruz! Mescid-i Aksa'nın kapılarını derhal ve kayıtsız şartsız açın. İlk kıblemiz üzerindeki necis ellerinizi çekin. Kirli dosyalarınızın, şantaj ağlarınızın ve gizli ajandalarınızın bedelini masum Filistin halkına ve İslam coğrafyasına ödetmenize izin vermeyeceğiz. Buradan vicdan sahibi insanlara sesleniyoruz: Kınama mesajlarının, içi boş kâğıtların ve sahte gözyaşlarının hükmü bitmiştir. Gün birlik olma günüdür. Zulme karşı durmak başta İslam dünyası olmak üzere bütün insanlığın sorumluluğudur. 18 yılı aşkın bir süredir devam eden Filistin ablukasını kırmak için bugüne kadar birçok kez denizden ve karadan girişimlerde bulunuldu.
“EY DÜNYA ÜLKELERİ ÜÇ MAYMUNU
OYNAMAYI BIRAKIP GÖZLERİNİZİ AÇIN ARTIK”
Abluka kırılana, Filistin halkı özgürleşene kadara da bu girişimler devam edecek. Özgürlük ve Sumud Filosu, ablukayı kırmak için nisan ayında yeniden Akdeniz'e açılmayı planlıyor. Mescid-i Aksa özgürleşene, Gazze'de çocuklar korkusuzca gökyüzüne bakana ve bu küresel çete düzeni yerle bir olana dek susmayacağız, durmayacağız, geri adım atmayacağız."
Yaşasın ÖZGÜR FİLİSTİN .
YAŞASIN ÖZGÜR MESCİDİ AKSA.
YAŞASIN ÖZGÜR İSLAM ÜMMETİ.
YAŞSIN TÜM DÜNYA MİLLETLERİ.”
ISPARTA FİLİSTİN’E DESTEK PLATFORMU TARAFINDAN
GERÇEKLEŞTİRİLEN BASIN AÇIKLAMASINDAN GÖRÜNTÜLER;










