Isparta’da uzun yıllar Öğretmenlik, Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü, Milli Eğitim İl Müdürlüğü yaptıktan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler Genel Müdür Yardımcısı olan ve son olarak Bakanlıkta Müşavir olarak görev yaptıktan sonra emekli olan Halil Takavcu, dört yıl önce vefat eden Babası Süleyman Takavcu’nun ölümünün 4. Yıldönümünde babasına açık mektup yazarak ona olan sevgi, saygı ve özlemini dile getirdi.
İŞTE HALİL TAKAVCU’NUN MERHUM
BABASINA YAZDIĞI O MEKTUP;
RAHMETLİ BABAM
SEMERCİ SÜLEYMAN TAKAVCU’YA
AÇIK MEKTUP
Isparta, 27 Mart 2025
Saygıdeğer Babam,
Dört veya beş yaşındayken iş yerinde oturup seni izliyordum. Pazar harcını gören tanıdığın biri elindeki sepet ve heybeyi dükkânın köşesine bıraktı. “Süleyman Ağa çarşıda biraz işim var, dönüşte bunları alacağım.” dedi. Adam gittikten sonra gözüm sepete ilişti. Üzümden bir cingil almak için kalkıp sepetin yanına vardığımda, “O emanet dokunma!” diye ikaz ettin. Sessizce yerime oturdum. Bir süre sonra dükkâna tekrar gelen heybe ve sepetin sahibi eşyalarını alıp çıkarken beni göstererek, “Süleyman Ağa kim bu çocuk?” diye sorduğunda sen de “Emanet” dedin. Emanetin ne demek olduğunu bilmediğimden dolayı o gün akşam yatakta, “Beni leylekler mi getirdi? Ben kimin oğluyum?” gibi çocuksu duygularla için için ağladım. Daha sonraki yıllarda “emanet” kelimesinin ne anlama geldiğini idrak edince “Emanete karşı nasıl hassas davranılacağını” ve kendi çocuğunu da “Allah’ın emaneti” olarak gördüğünü anladım.
Canım Babam,
Çocuk yaşta başladığın semerci çıraklığını, Söke ovasında pamuk tarlalarında geçen gençliğini, askerlik hatıralarını, semer satmak için gittiğin çevre ilçe köylerinde yaşadığın maceraları sanki o an yaşıyormuş gibi - çektiğin sıkıntıları da hiç yüksünmeden- anlatırdın. Biz de keyifle dinlerdik. Özellikle Hazreti Ali’nin cenklerini ballandıra ballandıra anlatırken kendimizi kâh Bedir’de, kâh Hayber Kalesi’nin içinde hissederdik.
Kıymetli Babam,
Seni Berat Gecesinde dualar ve tekbirlerle ebedî aleme uğurlayalı üç yıl oldu. Ruhunu teslim ederken üç evladında yanı başındaydı. “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşrolursunuz.” Hadis-i Şerifi mucibince yaşadığın gibi emanetini teslim ettin. Ne mutlu sana.
Babam,
Senin yıllarca çalıştığın semerci arastasına zaman zaman uğruyorum. Meslektaşlarından Tavşanoğlu Semerci Osman Ağa bir yıl önce vefat etti. Semerci Orhan da hastalığından dolayı dükkânını kapattı. Koskoca arastada hiç semerci kalmadı. Yapacak bir şey yok. Orhan ağabeyle karşılaştığımda sana hep dua ediyor. “Bu mesleğe ilk başladığımda semer satmak için birlik te köylere giderdik. Bana çok iyiliği oldu.” diyerek seni rahmetle anıyor. Sen de onun için “Orhan dürüst, çalışkandı.” derdin. Hayırla yad edilmek ne güzel.
Bize bıraktığın en güzel miras; kursağımızdan geçen helal lokma, alın teri ve ibadetle beslenen zihin dimağından ve gönül dünyandan süzülen ibretlik nasihatlardır.
Gözün arkada kalmasın. Annem ve kardeşlerim iyiler çok şükür. Her zaman dualarımız seninle.
Rabbim mekanını cennet, Peygamberimize komşu eylesin inşallah.
Ellerinden öperim. Baki selamlar.
Oğlun
Halil TAKAVCU