ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Isparta Temsilcisi Abdurrahman Akçil, inanca, emeğe ve özgürlüğe darbe olarak nitelendirilen 28 Şubat Postmodern Darbenin 29. Yıldönümü ile ilgili olarak bir açıklama yaptı.
Başkan Akçil açıklamasında; “Katsayı adaletsizliğiyle, ortaokulların kapatılmasıyla, başörtü engeliyle birlikte 28 Şubat süreci maalesef bu ülkenin yarınlarını akamete uğrattı. Çünkü o dönemde eğitim çatısı altında bir kamuflaj yaptılar. İmam hatipleri, başörtüyü toplumun üzerine bir maske gibi örttüler ama arka planda ülkeyi soydular. Türk siyasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat'ta bu dönemin insanların özgürlüklerine, inançlarına, düşüncelerine ve kimliklerine yönelik baskıların uygulandığı bir zulüm sürecidir.
Bu süreçte hayata geçirilen tüm uygulamaların temelinde zulüm, haksızlık, adaletsizlik ve baskının bulunuyordu. 28 Şubat'ın hafızalarında bu kavramlarla anıldığını, farklı tanımlamalar ise bizim açımızdan bir anlam taşımamaktadır. "postmodern darbe" denmesinin arkasındaki temel sebeplerden biri bundan önceki darbe süreçlerinin çok net askeri müdahaleler çerçevesinde olmasından kaynaklanmaktadır. "Burada siyaset, sivil inisiyatif ve askeriyenin ortak çalışması, iktidardaki bir yapıyı alaşağı etme çabasından mütevellit böyle bir tanımlama yapılıyor. Fakat bizim açımızdan 28 Şubat bu ülkeye vurulmuş en büyük darbe, en büyük hainlikti.
“28 ŞUBAT’I HATIRLATIYORUZ”
Bu sürecin tekrar yaşanmasını asla istemiyoruz tabiki. İnsanların kimlikleri üzerinden ayrıştırılmasını, inançların baskı altına alınmasını istemiyoruz. O yüzden 28 Şubat'ı çok net hatırlıyoruz, hatırlatmaya devam edeceğiz. Süreçten en ağır biçimde etkilenen kesimlerin başında İmam Hatip ve eğitim camiası gelmektedir. İmam hatip ortaokullarının kapatıldığı, katsayı uygulamasıyla gençlerin üniversite ve gelecek hayallerinin engellendiği, başörtüsü yasağı başta olmak üzere baskıcı uygulamaların ise yıllar boyunca mağduriyetlere yol açtığı böylesine rezil bir uygulamayı Allah bize bir daha yaşatmasın.
İmam hatip okulları o dönem bir ivme yakalamıştı, çıkıştaydı. Fakat katsayı adaletsizliğiyle ve ortaokulların kapatılmasıyla, başörtü engeliyle birlikte 28 Şubat süreci maalesef bu ülkenin yarınlarını akamete uğrattı. Çünkü o dönemde eğitim çatısı altında bir kamuflaj yaptılar. İmam hatipleri, başörtüyü toplumun üzerine bir maske gibi örttüler ama arka planda ülkeyi soydular. O dönem TMSF'ye devredilen 25'e yakın banka var. Hepsini soyup, içini boşaltıp bu milletin omzuna yük olarak bıraktılar. O yüzden bizim geleceğimizi, hayallerimizi çalmakla kalmadılar. Yani 86 milyonun hakkı var onların üzerinde. Kimse 'Ben başörtülü değildim, imam hatip okumuyordum, 28 Şubat'tan bana ne?' diyemez. Çünkü herkesin cebindeki parayı çaldılar. Bugün küresel ölçekte öne çıkan büyük teknoloji şirketlerinin kurulduğu, temel yatırımlarını yaparak ivmelenmiştir. Dünyanın en büyük şirketleri temel yatırımlarını 1990'lı yılların sonu ve 2000'in başında yapmıştır. Biz nelerle uğraşıyorduk o dönem, bunların yüzünden? Başörtüyle, okula girmekle mücadele ediyorduk, ikna odalarında ter döküyorduk. Ama dünya bambaşka bir atılımın içerisindeydi. Eğer ki 28 Şubat yaşanmasaydı, biz bugün yerli ve milli teknoloji hamlesi dahil olmak üzere onlarca başlığı çok daha erken yaşamış olacaktık. Ülke olarak, 86 milyon olarak bambaşka bir yerde duracaktık.
28 Şubat sürecinin imam hatipler ve meslek liseleri başta olmak üzere eğitim sistemini ciddi biçimde zayıflattı. Katsayı uygulaması ve idari tasfiyelerle gençlerin potansiyeli engellendi. Bu da Türkiye'nin üretim kapasitesine ve insan kaynağına uzun vadeli zararlar verdi.
28 Şubat, 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu ülkeye yapılmış en büyük hainliktir ve Devlet eliyle engellenmiş bir sistem söz konusudur. Bizler, belki bir kucak insanı ancak kurtarabildik. İmam hatip camiası olarak yurt dışında eğitim imkanları sunduk. Başörtüsü sebebiyle okuyamayan kızlarımızı farklı yollarla yurt dışında okutup tekrardan bu ülkeye hizmet edecek hale getirdik. Fakat o dönem maalesef belki 2-3 nesil budandı. Bugün hala hakkını arayan 28 Şubat mağdurları var. 28 Şubat, 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu ülkeye yapılmış en büyük hainliktir, darbedir. O dönemin bıraktığı travmalar hala hafızalarda canlıdır. Ancak tüm acılara rağmen bugün gelinen noktaya umutla bakmaktayız.
O eski günler artık geride kalmıştır. Allah razı olsun, Cumhurbaşkanımızın iradesiyle ve bu işe emek veren insanlarla birlikte bu mücadele bizi bugünlere ulaştırdı. Çok mutluyuz, memnunuz ama asla unutmuyoruz. Dün gibi hatırlıyoruz ve hatırlatmaya devam edeceğiz. Çünkü maalesef düşman bu bağlamda karşımızda her daim diri duruyor. Bu fikrin arkasında, taşıyıcısı olan kadrolar yok olup gitmiyorlar maalesef. Biz, tadilatlı ve yamalı bir anayasayla Türkiye Yüzyılı'na girmek istemiyoruz. Gençlerimize bunu miras bırakmak istemiyoruz. O yüzden temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvence altına alındığı, gerçekten gençlerimizin artık bunlarla değil de gelecek yüzyılla, yeni çağın enstrümanlarıyla uğraşacakları bir anayasayla hayatlarını idame etmelerini istiyoruz. O yüzden bu anayasal güvenceyi, yeni anayasayı çok önemsiyoruz. Bu ülkenin gençleri Allah'ın izniyle 28 Şubat'ı bir daha yaşatmayacak.
Türkiye artık küresel aktör olma yolunda ilerliyor, 28 Şubat'ta kaybedilen 100 yılın telafi edilmesi için çaba gösterilmesi gerekmektedir. Bizler, 28 Şubat'ı konuşurken aslında ümidi ve umudu yaymanın derdindeyiz. Bizler dün gibi hatırlıyoruz. Kimse unuttuğumuzu zannetmesin. O yüzden boş yere heveslenmesinler. Bu ülkenin gençleri Allah'ın izniyle 28 Şubat'ı bir daha yaşatmayacak” dedi.